|
OCAKBAŞI KÖYÜ
Tokat Erbaa Ocakbaşı köyü sosyal paylaşım platformu
Üye Ol !
|
 |
OCAKBAŞI KÖYÜ HAKKINDA |
 |
| |
|
|
| |
- Tarih
- Nüfüs & Hayat
- Ekonomi
- Maniler
- Geleneklerimiz
Bu günkü Erbaa'nın tarihte ilçe olarak yer alması yaklaşık yüz yıllık bir geçmişe dayanmaktadır. Bu haliyle çok yeni bir yerleşim birimi sayılabilir. Buna karşılık, imbat deresinin ilçe merkezinden ayırdığı Horotepe ile, çevredeki bazı köylerin tarihi geçmişi çok eski zamanlara uzanmaktadır. Şu halde Erbaa'ya ilişkin tarihçeyi, sadece ilçe merkezinin geçirdiği evrelere değil, ilçe topraklarının tamamını içine alan bölgeye oturtmak gerekmektedir.
Ocakbaşı köyünün tarihi, bilhassa Erbaa-Niksar-Amasya ile daha sonra Tokat tarihleriyle iç içedir. Ovanın güney yakasında yer alan Aladun (Bölücek), Bidevi (Esençay), Fidi (Akça), Hacıpazar, Değirmenli, Eksel (Koçak), Kozlu, Tanoba köyleriyle, kuzey yakada yer alan Sonusa (Uluköy), Kaleköy, Ziğdi (Karakaya), Zilhor (Çatılı), Emeri (Bağpınar), Hayati (Doğanyurt), Geliğin (Çamdibi), Manasköy (Pınarbeyli), Ahretdağ (Akgün) köyleri; tarihte nice hükümdarların üzerlerinde at koşturdukları, emirler yağdırdıkları, şiddetli savaşlar yaptıkları, bu arada çeşitli yagmalama ve haydutluklara sahne olan topraklardır. Bu köylerin çoğu şu anda bile üzerlerinden geçmiş dönemlerin izlerini taşımaktadırlar.
Bu nedenle tarihi araştırmalar bölgede M.Ö. 3000 yıllarından başlayarak çok sayıda devlet ve beyliğin hakimiyet kurduğunu göstermektedir. Çeşitli kaynaklara dayanarak bu devlet ve beylikleri şu şekilde sıralamak mümkündür:
- Hattuş Krallığı (Kuşşara Krallığı)
- Hitit İmparatorluğu
- Firig uygarlığı
- Med Devleti
- Pers İmparatorluğu
- Makendonya Krallığı
- Pontus Krallığı
- Roma İmparatorluğu
- Bizans İmparatorluğu
- Danişmend Devleti
- Anadolu Selçuklu Devleti
- Moğol İmparatorluğu
- İlhanlı Devleti
- Osmanlı İmparatorluğu
- TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ
Beylikler ve idara olarak:
- Muinuddin Pervane
- Ertena (Eretna)
- Kadı Burhaneddin
Beylikleridir.
Eski adı Endekse yeni adı Ocakbaşı, eski adının ne anlama geldiği bilinmemektedir, ama biz bir anlamı olsun diye sitemizin ismini endekse.com olarak hazırladık.
Köyümüz Erbaa'nın Güneydoğusunda yer alır, Ocakbaşı köyü batıdan küplüce, doğudan endikpınar, kuzeyden demirtaş, güneyden çeşmeli köyleri ile komşudur. Arazisi engebeli ve dardır, tarım arazisi miktarı 1750 hektardır.
Arazi yetersizliğinden dolayı dışarıya g öç vardır. Köyümüzde 6 traktör, 1 minibüs, 1 taksi vardır.
Köyümüzün camiisi 1968 yılında yapılmıştır. Okur yazar oranı %90 olup ilkokul 1966 yılında açılmış, fakat 1997 yılında köy nüfüsünün giderek azalması ilkokulun kapanmasına neden olmuştur. Köy okulu kapatıldıktan sonra köydeki öğrenciler, çevre köylerdeki okullarda öğrenimini sürdürmüşlerdir. Köye elektrik 1980 yılında bağlanmıştır.
İl çe merkezine uzaklığı 16 km. olan köyümüzün başlıca geçim kaynağı tütüncülüktür.
 |
Köylülerimizin geçim kaynağı başlıca tütün ve hayvancılıktır. Bunlara ek olarak yöremizde mevsimine göre bir çok sebze ve meyve çeşitleri yetiştirilmektedir. |
| Aşk & Ayrılık üzerine söylenmiş maniler |
- Sayfa 1
- Sayfa 2
- Sayfa 3
- Sayfa 4
- Sayfa 5
- Sayfa 6
- Sayfa 7
Kaşların oktur yarim,
Kipriğin doktur yarim.
Şu köylerin içinde,
Emsalin yoktur yarim. |
|
Altın yüzük var benim,
Parmağıma dar benim.
Şu köyün içinde,
orta boylu yarim. |
|
|
|
Ata vurdum eğeri,
Teze sevdim şu yari.
Bu yar benim olmassa,
Terk ederim Endekse'yi. |
|
Pencereden bak bana,
Fındık fıstık at bana.
Fındık fıstık istemem,
Nişan yüzüğü tak bana. |
| |
|
|
Karyolanın demiri,
Babam verir emiri.
Vermesse vermesin,
Kaçmak Allah'ın emri. |
|
Tabakamda tütün yok,
Akıl başta bütün yok.
Kız ben seni alırım,
Bindirmeye atım yok. |
| |
|
|
Bir sigara ver bana,
Dürem de verem sana.
Mezar da kemiklerim,
Nikahlıdır yar sana. |
|
Tütün içerim tütün,
Tütünlerin sertinden.
Güzel severim güzel,
Güzellerin merdinden. |
| |
|
|
Kızıl pelit tepesi,
Bellidir bekar sesi.
Yangın yangın gezmenin,
Kavuşmaktır ötesi. |
|
Ah ata binesim geldi,
Ah attan inesim geldi.
Verim benim yarimi,
Yine göresim geldi. |
| |
|
|
Çıktım tepe üstüne
Yari görmek kastına
Eğdirmiş dal fesini
Kalem kaşın üstüne. |
|
Yeni yolda gidiyor
Manda arabaları.
Yarimede yakışmış
Devletin urbaları. |
| |
|
|
Camii önünde avlu,
Hoca yanında havlu.
Soyunmuş abdest alır,
Canım halamın oğlu. |
|
Elinde kara sini,
Yaz üstüne ismini.
Ela gözlü sevdiğim
Gönder bana resmini |
| |
|
|
Mani bilmem nedendir,
Dili dişi madendir.
Ben bir yaban kekliğiyim,
Al koynuna dadandır. |
|
Yayla yolu kar imiş,
Günden yanı erimiş,
Otuz iki meyvenin,
En iyisi yar imiş. |
| |
|
|
Sigaramı ince sar,
Almıyor parmaklarım.
Usul sev sevdiğim,
Yoruldu yanaklarım. |
|
Fındık toplayan gelin,
Dalda fındık kalmasın.
Eğil biryol öpeyim,
Ahım sende kalmasın. |
| |
|
|
Mani benim ezberim,
Kan ağlıyor gözlerim.
Ben o yarin yolunu,
Ölene dek gözlerim. |
|
Potinimin topuğu
Üstündedir kopuğu
Benim sevdiğim oğlan,
Türkiye'nin kopuğu. |
| |
|
|
Yağmur yağdı ıslandım,
Kara duta yaslandım.
Ben yarimin yanında
Şeker gibi beslendim. |
|
Türkü söylerim türkü
Halkın aşığı gibi
Benim bir sevdiğim var,
Suna kaşığı gibi. |
| |
|
|
Bahçelerde bal erik
Dalları delik delik
Yarim çıkmış geliyor,
Perçemi bölük bölük. |
|
Denizde kurbanım var,
Kadife yorganım var.
Secdiğimi alırsam
Tekkede kurbanım var. |
| |
|
|
Bahcalarda pıtırak
Gelin kızlar oturak.
Oturmaktan iş çıkmaz,
Evlenekte kurtulak. |
|
Yaylanın yolundayım,
Gürgenin dalındayım.
Anam beni sorarsa
Kızların yanındayım. |
| |
|
|
Uzun kavak seni çıkar budarım,
Başım alır gurbete giderim
Şu dünyada üç gün ömrüm varısa
İkisini yare kurban ederim. |
|
Pencereden bakıyor,
Kitap almış okuyor.
Perçemine yağ sürmüş
Yel estikçe kokuyor. |
| |
|
|
Ağustosun sıcağı
Yaktı bahceyi bağı
Merak etme güzelim
Geçmez güzelin çağı. |
|
Irmağın kıyısında
Kalayladım kazanı.
Yarim senin uğruna
Yedim bu Ramazanı. |
| |
|
|
Şu yollar uzun yollar,
Yar bana üzüm yollar
Benim yarim iyidir.
Saklar da güzün yollar. |
|
Irmakların akışı
Peşkirlerin nakışı
Yaktı kül etti beni
Şu oğlanın bakışı. |
| |
|
|
Armut dalda asılsın,
Ela gözlüm nasılsın
İkimizin sevdası
Gazeteye basılsın. |
|
Tütünün mülayım mı?
Cigara sarayım mı?
Ay doğdu şafak attı
Daha yalvarayım mı? |
| |
|
|
Maniciyim manici
Vur boynuma kılı
Anan baban veririse,
Alıcıyım alıcı. |
|
Fırın üstünde çiçek
Orak getirin biçek,
O çiçekte bu çiçek,
Hangisinden vazgeçek. |
| |
|
|
Bahçelerde mor hıyar,
Boyun boyuma uyar
İkimiz bir olursak
Ayırmaya kim kıyar. |
|
Altın tabakta reçel
Yarim mahleden geçer.
Ağzım dilim söylemez
Aklımdan neler geçer. |
| |
|
|
Girdim erik yemeye
Bahçeyi bellemeye
Kız beni seni seviyom
Utanıyom demeye. |
|
Mendil verdim sırmalı,
Canı cana sarmalı.
Bir ikrarın üstüne
Ölecene durmalı. |
| |
|
|
Derelerde kum olsam,
Bulanırsam bulansam
Verseler sevdiğimi
Dilenirsem dilensem |
|
Eğri ceviz dalları
Sıva beyaz kolları,
Nerde güzel varsa
Beklerim o yolları. |
| |
|
|
Elimde cıgıllı orak,
Şu kıza dünür varak,
Eğer onu vermesseler,
Baş düşman biz olak. |
|
Saz kutunun telleri,
Şeker , yarin dilleri.
Mektup yazıp göndermiş,
Dert görmesin elleri. |
| |
|
|
Entarisi kabama
Ne düşmüşsün çabama
Eğer gönlün varsa
Dünür gönder babama. |
|
Samanlıkta serçeler
Ayağında nalçalar
Gece gelme gündüz gel
Fino seni parçalar. |
| |
|
|
Değirmen helü helü
Dönüyor telli felli.
Yarim gurbetten gelmiş
Kokuyor tüllü tüllü. |
|
Irmak kıyısı tozdur,
Atım terlemiş gezdir.
Beni sana vermezler.
Yedi çift muska yazdır. |
| |
|
|
Kuşburnu pürlenir mi?
Dibi süpürlenir mi?
Köy içinde yar sevenin
Mendili kirlenir mi? |
|
Harga suyu bağladım,
Akmasın yar akmasın,
Kendine güvenmeyen
El kızına bakmasın. |
| |
|
|
Haydi dama gidelim
Şeker oldum yiyelim
Anan baban sorarsa
Tay boşanmış diyelim. |
|
Harmanın çılga yolu,
Dolu yağıyor dolu
Yine aklıma düştü
Ağanın küçük oğlu |
| |
|
|
Karşıda durma yiğit
Bıyığın burma yiğit
Beni sana vermezler
Sararıp solma yiğit. |
|
Irmakta yerli kaya
Gel yarim beni ara,
Perçemine kum dolmuş
Tarak vereyim tara. |
| |
|
|
Helesi helesi güzel,
Pancar selesi güzel.
Anbarda fare oynar
Yolda cilvesi güzel. |
|
Halburum buğday eliyor,
Aşkın beni deliyor.
Sen orada ben burada
Uykum nasıl geliyor. |
| |
|
|
Karşından baktım sana
Su oldum aktım sana
Hayaline vuruldum
Demeye korktum sana. |
|
Irmağın kenarında
Elik oldu geyikler,
Güzel güzel sevene
Ne diyecek büyükler. |
| |
|
|
Masa üstünde roman
Okurum zaman zaman
Oğlan sana varacağım
Memur olduğun zaman. |
|
Mani yazdım bilesin,
Okuya da gülesin,
Bu manin üstüne
Durmaya da gelesin. |
| |
|
|
Hadi yavrum bulana
Tombul taşı dolana.
Beş yüz altın veriyom,
Emsalimi bulana. |
|
Gülüm kurutmam seni
Suda çürütmem seni
Senelerce görmesem
Yine unutmam seni. |
| |
|
|
Elindedir eğişi
Nazınandır her işi.
Yaktı beni kül etti
Sallanıp ta gelişi. |
|
Börek koydum fırına
Tuz koydum hamuruna
Çok fedakarlık ettim
Sevdiğimin uğruna. |
| |
|
|
Kırlangıcım havada
El erişmez yuvada
Yarim yayla gülüsün
Ne gezersin ovada |
|
Bahçelerde hurmayım
Yeşilbaşlı turnayım.
Senden başka seversem
Gençliğime doymayım. |
| |
|
|
Tütün dizerim tütün,
Asarım dizin dizin
Meraklanma sevdiğim
Düğünümüz bu güzün. |
|
Ortaokula giderken
Sol tarfta kaldırım.
Sevdiğim güzel amma
Anası fazla zalım. |
| |
|
|
Lambanın alışından
Fitilin yanışından
Ben yarimi bilirim
Üflüğü çalışından. |
|
Harmanda düven sürdüm
Ben bu gün yari gördüm.
O yar mendil düşürmüş,
Aldım yüzüme sürdüm. |
| |
|
|
Menekşem deste, deste,
Beni, babamdan iste.
Eğer babam vermesse
Taksiyi eyi süsle. |
|
Kışın kuru ağaçlar
Yazın çiçeğe başlar.
Bu kötücek sevdalık
Haşlar adamı haşlar. |
| |
|
|
Koyun kuzulayınca
Yarim sızılayınca
Seni nerede bulayım
Gönlüm arzulayınca. |
|
Sarı kurdelem ensiz
Sararıp soldum sensiz
Adı güzel sevdiğim
Nasıl durursun bensiz. |
| |
|
|
Çıktım tepe üstüne
Yari görmek kastına
Eğdirmiş dal fesini
Halem kaşın üstüne. |
|
Yeni yolda gidiyor
Manda arabaları.
Yarimede yakışmış
Devletin urbaları. |
| |
|
|
Bahçelerde bal erik
Dalları delik delik
Yarim çıkmış geliyor,
Perçemi bölük bölük. |
|
Denizde kurbanım var,
Kadife yorganım var.
Secdiğimi alırsam
Tekkede kurbanım var. |
| |
|
|
Altın tasın kenarı
İçine kırdım narı
Endekse'de bulunmaz
Sevdiğimin ayarı. |
|
Potinim var benim,
Ayağıma dar benim
Şu köyün içinde
İnce belli yar benim. |
| |
|
|
Köprünün altı çiçek
Bu çiçek biçilecek
Benim sevdiğim oğlan
Sigara içmeyecek. |
|
Çam çama eklenir mi?
Çam dibi beklenir mi?
Bir hayırsız yar için,
Üç sene beklenir mi? |
| |
|
|
Armut dalda beş değil
Akıl başta hiç değil
Asır böyle giderse
Delirmesi hiç değil |
|
Damda çayır yolarım,
Parmağıma dolarım
Çok söyleme kaynana,
Saçlarını yolarım. |
| |
|
|
|
KÖYÜMÜZDE NİŞAN VE DÜĞÜN TÖRENLERİ
Yurdumuzun her tarafında birbirinden güzel çeşitlilikte yapılan nişan
ve düğün törenleri , Ocakbaşı köyü ve çevresinde de biraz
farklı çizgilerle
yaşatılmaktadır. Düğün , insan hayatının önemli bir
dönüm noktasını teşkil
eden sosyal bir olgudur. Evlenmenin ilk
adımı, genç kız ve erkeklerin birer
hülyasıdır. Her anne, baba da
genellikle kız ve oğullarını adabına uygun
şekilde düğünle
evlendirmek ister. Eskiden beri söylenegelen şu söz,
düğünün insan hayatında ne derece önemli bir olay olduğunu gösterir.
halkımız arasında "Düğün de bir murattır" denilir. Evlendikten
sonra da
aynı söz paralelinde "Muratlarına erdiler,
Allah başakadar sürdürsün"
temennisinde bulunulur.
Ancak bazı adet ve gelenekler, bu gün için sadece birer hatıradan
ibaret kalmıştır. Burada yazdığımız adetlerin büyük bir bölümü
30-40 yıl
öncesinde en canlı şekilde varken, bu gün pek azı halk
arasında
yaşamaktadır. Kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması,
nüfüs hareketlerinin
kırsal kesimden şehirlere doğru kayması,
sosyal bünyede yaşayan bir
takım adetleri söküp atmış yerine
alafranga tarzı ikame etmiştir.
Düğün merasimine geçilmeden
önce, bir takım usüller vardır.
Evlenecek çağa gelmiş oğlanı
evlendirmek için, oğlanın akrabası çevrede
gözlerine kestirdikleri
kızları araştırarak, kendilerine en uygun olana talip
olurlar. Kadınlar tarafından kızın huyları, her hangi bir kusuru olup
olmadığı, evdeki düzen ve temizliği gözlemlenir. Kızın gönlü olup
olmadığı
öğrenilir. Kız tarafı da oğlanda aynı şartları ararlar. Hatta
askerliğini
herhangi bir mazeretle yapmayana iyi gözle bakılmaz.
1-DÜNÜRLÜK: Beğenilen bir kızı istemek için kız tarafına iki kadın, bir erkek olmak üzere
üç "görücü" gider. Görücüler kızın oğlana gönlü olup olmadığını, ana ve babasının niyetlerini
öğrenmeye çalışırlar. Müsbet sonuç alınırsa bir kaç gece sonra oğlanın babası yanına sözü
geçerli, nüfüs sahibi iki kişi daha alarak, kız evine dünürlüğe gider. Hoş beşten sonra
sadede geçilir. "Allah'ın emri Peygamberin Kavli ile" kız, babasından istenir. Bu arada kız
evi, kendini naza çeker. Kızın sözünü ilk dünürlükte vermez. Zira "Kız kapısı vezir Kapısıdır"
Dünürlük böylece, bir kaç defa tekrar eder.Kız tarafı kendi aralarında danışıp, dönüşürler.
Razı iseler "İnşallah hayırlısı olur, Allah yazdıysa biz ne diyelim" derken razılığı yoksa
"Allah nasibinizi başka yerden versin, veya kızımız küçük, bu sene böyle şeyleri düşünmüyoruz"
gibi bahaneler ileri sürerler. Hatta bazen, gelenlerin ayakkabıları dışarı bile atılır.
Kızın sözü kesilirse, gelen dünürlükçülere yemek hazırlanır. Hazırlanan yemeğin
içinde "Börek" te vardır. Bu; sözün kesildiğinin işaretidir.
Söz kesildikten sonra verilen ziyafet geleneği, Türklerin Altaylardan buralara
taşıdığı eski bir gelenektir.
3-NİŞAN: Nişan evlenecek çiftlerin sanki resmi ilanıdır. Böylece nişanlanan kıza, başka delikanlıların kem göle bakması önlenmiş olur.
Köyümüzde nişana "Şerbet içme" de denir. Çünkü nişanda gelen davetlilereağız tatlığı ve muhabbete delalet etmesinden dolayı şerbet ikram edilir. genellikle cuma yada pazar günlerine rastlatılır. Nişan töreni aslında kız yapılır. Tanıdık ve komşulara "Okuntu-Davetiye" gönderilerek nişana çağrılır. Okuntular; şeker, çörek veya sabundur. Nişan günü gelen birtakım ikramlarda bulunulur. Davetlilerin hemen hepsi kadındır. Kendilerine göre eğlenceler düzenleyerek bu mutlu günün sevinçini çıkarırlar. Nişanlanacak kızın yüzüne kırmızı bir peçeçekilerek davetlilerin elleri öptürülür. Şimdi peçe yerine pembe veya mavi renkte nişan elbisesi giydirilmektedir. El öpmeden sonra, davetlilerin getirdiği "saçı veya töre" lerin kimlere ait olduğu yüksek sesle ilan edilir. Önce oğlan tarafının, sonra da kız tarafının hediyeleri birer bohçaya konur. Ayakta duran kıza dualar okunarak yüzüğü takılır.
Bu törenden kısa bir sonra, kız tarafından bir kaç kişi gelerek oğlanın yüzüğünü takarlar. Ayrıca
|
|
|
 |
|
 |
|